Yeni Sayfa 1 O görüşmenin mimarı Yılmaz ...   'Mersin Türkiye’nin yeni kitle turizmi bölgesi olmalı' ...   Havaalanı için yeni sorular ...   Sanatçılar ‘Barış’ için eylemdeydi ...   ‘Koniçiva’ dostum… ...   ‘Sandığa sahip çıkın’ ...   Bakanlık ‘olur’ verdi. ...   Atatürkçüler ‘hayır’ ...   ‘Ana’ muhalefet! ...   Toros Devlet Hastanesi’nde yıkım başladı ...   Köylüler milletvekilinin önünü kesti ...   Düğün fotoğrafçılığında yeni akım ...   Japon donanması Mersin'de ...   Misafirler geldi, temizlik başladı ...   Seyyarlar esnaftan daha çok kazanıyor ...   Türk Japon dostluğu için fidan diktiler ...   Tartışmalı afişler Mersin’e de asıldı ...   CHP ‘o sözü’ unutturmuyor! ...   Tiyatro sahnesinde dolu dolu 18 yıl ...   Polis şiddetine protesto ...   Tarım alanı üzerinde mahalle ...  

/
Ana Sayfa
Güncel
Politika
Ekonomi
Kent
Sağlık & Yaşam
Ropörtaj & Söyleşi
İnceleme
Spor
Bugün
Yarın
 Forum Mersin yeniliklerle geliyor
 Türkiye’de spor devrimi yapmaya hazırlanıyorlar
 Mersin hakemliğinde deprem
 Öğrenci bursuyla kültür evi kurdular
 Amacımız daha çok insana spor yaptırmak
 Çok kötü hareketler bunlar!
 Yeni stat geliyor
 Tulum peyniri ve balın yeni tadı
 ‘Asıl şimdi ‘devrim’ konuşulmalı’
 ‘Utanması gereken biz değiliz’
 Yeni bir mağaza devi geliyor
 13. Mersin Milletvekili: Green Peace
 ‘Hepsini Yüce Divan’a gönderelim’
 ‘Huzura çomak sokuyorlar’
 Muğla istemedi, Mersin’e yamanıyor
 Siyaseti magazinleştiriyorlar!

 ‘Hepsini Yüce Divan’a gönderelim’
Bir panele katılmak üzere Mersin’e gelen CHP Grup Başkanvekili Kılıçdaroğlu, hükümeti sert sözlerle eleştirdi, hükümetin yolsuzluk karşısındaki politikasını yerden yere vurdu. Kılıçdaroğlu, “Halk bize yetki versin, yolsuzluk yapanların hepsini Yüce Divan’a gönderelim” dedi. >

ZAHİR ECER
CHP’nin, iktidarda olduğu Cumhuriyetin ilk yıllarında, yolsuzluğa bulaşan 3 bakan ve 1 vekili ‘Yüce Divan’a göndermekten çekinmediğini vurgulayan CHP Grup Başkanvekili Kılıçdaroğlu, “Bugün ise, AKP Hükümeti’nin yolsuzluğa bulaşan bakan ve milletvekilleri, yine hükümet ve bizzat Başbakan Recep Tayip Erdoğan tarafından korunmaktadır. Bize yetki verin, tüyü bitmemiş yetimin hakkını çalanlardan hesap soralım, yolsuzluğa bulaşan tüm bakan ve milletvekillerini Yüce Divan’a gönderelim” dedi.
CHP Mersin İl Başkanlığı tarafından düzenlenen “Cumhuriyet ve Gençlik” adlı panele katılmak üzere kente gelen CHP Grup Başkanvekili ve İstanbul milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu, son dönemlerde ortaya çıkan Deniz Feneri Derneği e.V yolsuzluğu, Mir Dengir Mehmet Fırat’a yönelik hayali ihracat iddiaları ile bazı bakan ve hükümete yakın isim ve AKP’li belediyelerin karıştığı yolsuzluk olaylarını anlattı.
Mersin Büyükşehir Belediyesi Kongre Sarayı’nda düzenlenen panele, CHP Mersin Milletvekilleri İsa Gök, Vahap Seçer, Ali Oksal, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Macit Özcan, ilçe ve belde belediye başkanları, CHP İl ve İlçe yönetimleri, çok sayıda partili ve meslek odaları ve sivil toplum örgütleri temsilci ve üyeleri katıldı. Bin kişilik salonda koltuk bulamayan yurttaşlar, paneli merdiven basamaklarına oturup dinledi.

‘Bize yetki verin, hepsini Yüce Divan’a gönderelim’

Salona, “Yolsuzluk ve hırsızlık yapanların, yetim hakkı yiyenlerin korkulu rüyası” sloganı ve partililerin yoğun tezahüratıyla giren CHP Grup Başkanvekili ve İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu, konuşmasında, özellikle son dönemlerde artan yolsuzluk ve yandaş kayırmacılığına dikkat çekti.
Kılıçdaroğlu, “Cumhuriyetin kuruluş yıllarında iktidarda olan Cumhuriyet Halk Partisi, yolsuzluğa bulaşan 3 bakan ile 1 milletvekilinin gözünün yaşına bakmadan Yüce Divan’a göndermekten çekinmemiştir. Oysa bugün, 2008 yılında, iktidardaki AKP Hükümeti’nin yolsuzluğa bulaşan, tüyü bitmemiş yetimin hakkını yiyen Bakan ve milletvekilleri, yine hükümet ve bizzat Başbakan tarafından korunmaktadır. Ama bize yetki verin, milletin hakkını çalanlardan hep birlikte hesap soralım. Başbakan da dahil, yolsuzluğa bulaşan tüm Bakan ve milletvekillerini Yüce Divan’a gönderelim” diye konuştu.

‘Milleti soyanlar o koltuklarda oturamaz’

Kılıçdaroğlu, geçen haftalarda, canlı yayında karşı karşıya geldiği AKP Genel Başkan Yardımcısı Mir Dengir Mehmet Fırat’ı da eleştirdi, Fırat’ın, yakasında ‘hayali ihracatçı’ yaftasıyla dolaştığını savundu. Kılıçdaroğlu şöyle konuştu: “Devleti tokatlayan, milleti soyan, yetim hakkı yiyen bir vekil ve genel başkan yardımcısı, o koltukta oturamaz. Yaptıklarının, ne dinde, ne vicdanda ne de ahlakta yeri yoktur. AKP Genel Başkan yardımcısı olduğu müddetçe de o yafta yakasında kalacaktır. O yaftayı yakasından indirmeyeceğiz. Karşısına belge çıkardığımızda, tüm görevlerinden istifa edeceğine namus ve şeref sözü vermişti. Biz de alnını ortasına Danıştay’ın kararını yapıştırdık. Peki, bugün yurttaşlarımızın karşısına hangi yüzle çıkıyorsunuz?”

‘Hazreti Ömer’in adaletini onlar değil, biz istiyoruz’

AKP Hükümeti’nin, halka gelince ‘din-iman’, öte tarafta ise ‘han hamam’ felsefesiyle hareket ettiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, “Sayın Başbakan, Rize’den İstanbul’a ilk geldiğinde, futbol maçlarında oynamak için spor ayakkabılarını bile arkadaşları satın alıyordu. Bugün ise trilyonlara sahipler. Peki, bu kadar parayı nereden buldunuz? Nasıl oldu da 6 yılda köşeyi bu kadar çabuk döndünüz? Altlarında son model arabalar, üstlerinde marka kıyafetler… Hırsızlık ve yolsuzluk yapanlar Müslüman olamaz! Hazreti Ömer’in adaletini, onlar değil, biz istiyoruz” dedi.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin, ‘gözü doymayan birine 11 trilyon rant’ sağladığını söyleyen ve Hatay’da, geçen aylarda yine kendilerinin ortaya çıkardığı ‘Ali Dibo Oyunu’nu hatırlatan Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu: “Nerede bir AKP yetkilisi var ise, orada rant ve paylaşım vardır. ‘Hortumu kestik’ diyorlar. Kestikleri hortumları da AKP Genel Merkezi’ne bağladılar. AKP’li dürüst vekiller de bunlardan rahatsız ve beni arayarak, rahatsızlıklarını dile getiriyorlar. Siyaseti, kendi ve yandaşlarınızın cebini doldurmak için yaparsanız, işte ülke, bugün ortaya çıkan sorunları yaşar.”

Deniz Feneri Derneği yolsuzluğu

Almanya’da soruşturulan ve davası görülen Deniz Feneri Derneği e.V yolsuzluğuna da değinen Kılıçdaroğlu, şu ifadeleri kullandı: “Bu derneğin, yurtdışında yaşayan insanlarımızın dini ve iyilik duygularını sömürerek topladığı paraların büyük bir kısmının yolsuzlukta kullanıldığını biliyoruz. Toplanan paranın çok az bir kısmı gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaşmıştır. Bu yolsuzluğu yapanlar, Müslümanlık adına yaptılar. Bunlar Müslüman olamaz! Ahmed Arif’in de dediği gibi, tüyü bitmemiş yetim hakkını yiyenleri çok iyi tanımak lazım.
Alman hâkim, ‘bu olayın ana failleri Türkiye’de’ diyor, peki nerede bunlar? Zahid Akman, Beşir Atalay ve Başbakan… Hepsi işin içindedir. Dosya Almanya’dan geldiğinde, burada da Almanya’daki gibi yargılanırlar mı? Hayır! Çünkü hükümetin en tepesindekiler bu işin içinde ve örtbas etmeye çalışacaklar. Ama biz buna izin vermeyeceğiz.”

‘Ergenekon, hukuk katlidir’

Ergenekon Soruşturması kapsamında başlayan gözaltı furyası ve süren davaya da değinen Kılıçdaroğlu, hemen herkesin yasadışı bir şekilde dinlenebildiğini ve AKP Hükümeti’nin, bir korku imparatorluğu yaratmaya çalıştığını savundu.
“Ergenekon’la hukuk katlediliyor” diyen Kılıçdaroğlu, soruşturma kapsamında gözaltına alınan kişilerin aylarca cezaevlerinde kaldığını, bazısı hakkında 100 yılı aşan cezalar istenmesine rağmen, bir süre sonra serbest kaldıklarını, cezaevinde yaşamını yitirenlerin yanında, birçok tutuklunun da sağlığının bozulduğunu ve bu durumun kabul edilemeyeceğini ifade etti.

‘Siyasi iktidarlar, her istediğini yapamaz’

CHP ile AKP’nin egemenlik anlayışlarının birbirinden farklı olduğunu kaydeden CHP Grup Başkanvekli Kılıçdaroğlu, AKP’nin aldığı yüzde 47 oy oranıyla her istediğini yapabileceği düşüncesini taşıdığını savundu, yüzde 80 oy oranıyla bile iktidara gelinse, hiçbir siyasi partinin istediğini yapamayacağını vurguladı. Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti: “Bu ülkede Anayasa varsa, bu ülkede kuvvetler ayrılığı ilkesi varsa, halkın egemenliğini ve iradesini kullanan güçler varsa, sen hiçbir şey yapamazsın. Bu kadar açık ve net. Anayasa milletin egemenliğini kabul ediyor mu? Ediyor. Ama milletin egemenliğini kullanan güçler var. Kim bunlar? Yasama, Yürütme ve Yargı. Tek başına Yürütme organı her şeye hakim değildir.
Hakimler, Türk milleti adına karar verir. Egemenlik hakkını Yasama organı kullanır. Demokrasi konusunda Sayın Başbakanın derse ihtiyacı var, çalışması lazım. Cumhuriyet konusunda da, Türkiye Cumhuriyeti'nin tarihi konusunda da Başbakanın derse ihtiyacı var. Bu ülkenin insanlarının, nasıl bir kavgadan sonra 21. yüzyılın Türkiye’sini kurduklarını bir bilse. Başbakan kendisini ve demokrasi anlayışını sorgulamalıdır.”

Erdoğan ile Aydın Doğan arasındaki polemik

Cumhuriyet rejiminin, demokrasi ile birlikte geliştiği zaman gerçek Cumhuriyet olacağını vurgulayan Kılıçdaroğlu, İran ve Irak’ın da cumhuriyet rejimiyle yönetildiğini hatırlattı. Başbakan Erdoğan’ın demokrasi anlayışını eleştiren Kılıçdaroğlu, Başbakan ile Aydın Doğan arasında geçen aylarda gelişen polemiği de hatırlatarak, şöyle konuştu: “Sayın Başbakan demokrat mı? Sayın Başbakan, kendisini beğenmeyen gazetelerle ilgili ne diyor? ‘elinize almayın, evlerinize sokmayın’ diyor. Sorarlar adama: Siz medyaya savaş açabilirsiniz ama medyayı yasaklayamazsınız. Basın özgürdür ve sansür edilemez. Bu anayasada da yer alıyor.”
Siyasal iktidarlar ile medya patronları arasındaki ekonomik ilişki ağının da mutlaka kesilmesi ve engellenmesi gerektiğini de kaydeden Kılıçdaroğlu, her medya çalışanının kendi yazdığı haberin arkasında durması ve güvencesinin olması gerektiğini, bunun da medya çalışanlarının örgütlenmesi, sendikalılaşmasıyla mümkün olabileceğini ifade etti.

Merkez Bankası’nın taşınmasına ilişkin girişimler

Kılıçdaroğlu, konuşmasında, Hükümetin, Merkez Bankası’nı (MB) İstanbul’a taşımaya yönelik projesini hatırlatarak, “Siz, hangi gerekçeyle Merkez Bankası’nı İstanbul'a taşıyorsunuz? Yani parayı Merkez Bankası basamıyor mu? Efendim, İstanbul’u ‘finans merkezi’ yapacaklarmış. Nereden alınıyor bu karar? Efendim, IMF’den bir heyet gelip İstanbul’da toplantı yapacakmış da Merkez Bankası’nı da oraya taşıyacaklarmış. Bizler, İstanbul’un değil, başkent olarak Ankara’nın olmasını istiyoruz. Eğer siz İstanbul’u ‘hilafetin’ başkenti yapma hayallerindeyseniz, bunu unutun” dedi.

DP eski Milletvekili Baş:
‘Elimdeki yolsuzluk dosyalarını size göndereceğim’

Panele katılan isimlerden biri de, Demokrat Parti (DP) eski Mersin Milletvekili Nazım Baş'dı. Panelin soru-cevap bölümünde söz alıp kendini tanıtan Baş’a, salonda bulunan bazı partililer yuhalamaya kalkınca, paneli yöneten CHP Yenişehir İlçe Başkanı Yunus Özdemir, müdahale etti.
Kılıçdaroğlu’nu gösterdiği cesaret ve ortaya çıkardığı yolsuzluk dosyaları nedeniyle kutlayan Baş, elinde bazı yolsuzluk dosyaları olduğunu ve bunları Kılıçdaroğlu’na e-mail yoluyla göndermek istediğini söyledi. Baş’ın bu sözleri üzerine salondan alkışlar yükseldi.
Soru-cevap bölümünde istenmeyen bazı görüntülerin de yaşandığı panelde, bazı partililer kendi aralarında tartıştı. Tartışmanın uzaması ve gerginliğin artması üzerine bir bayan partili, görevliler tarafından salondan çıkarılarak salon sakinleştirildi.
Bu Haberi: (3519) Kişi Okudu (2) Kişi Yorumladı

Yorumlar:

[ Yorum yap ]


Yazan: SEVGİ YEŞİLMEN sevgiyesilmen@hotmail.com - IP kayıtlı Kayıtlı üye

7/23/2009 - 11:44:15 AM

bence bu yazıyı baş manşet olarak vermelisiniz. Eğer gazte de yayınlanmadıysa yayınlamalı veya yayınlandıysa da bir daha ve gene bir daha yayınlamalısınız. ben bu derya hanımla tanışmıştım gerçekten yüreğide kalemi gibi iyidir. avukat burak canlı ise adam gibi adamdır. fakat ben eğer onu tanıyorsam bu gün geç bu belediye başkanlığı makamına otur desekte o gidip o makama oturmaz. çok renkli bir kişiliktir. ama kolay olanı olacak olanı değilde zor olanı ulaşılamayacak olanı ister. buna da ulaşınca sırtını döner. vesalı kelam bugüne kadar aday olmuşlar arasında ki en renkli ve en yürekli kişidir. tuttumu arakasını dönmez sağlamdır merttir. bakalım bu genel seçimler de bizi ne gibi sürprizler bekliyor.

Yazan: DERYA KESKİNER deryakeskiner@hotmail.com - IP kayıtlı Kayıtlı üye

4/15/2009 - 5:54:35 AM

Hatırlayacak olursanız 29 mart yerel seçimlerinde Avukat Burak CANLI eski adı Doğru Yol Partisi olan Demokrat Partiden Mersin Toroslar Belediye başkanlığına aday olmuştu. Bu kişi adaylar içerisinde en genç aday unvanına sahipti. O kadar gençti ki... 1977 doğumlu olan bu kişinin Canlı yayında seçimlerden önceki açıklamalarını izledim. Evet, Avukat Burak CANLI meslek açısından Avukat idi olmasına ama bu güne kadar ne siyasetle ne de partiyle bir işi olmamıştı. Peki, nasıl olmuştu da aday olabilmeyi başarabilmişti? Nerden bakarsanız bakın bir siyasi partinin Belediye başkan adayı olmak çok güçtür. CANLI nın etrafındaki bir takım kişilerin ve bir takım Partililerin anlatımlarından elde ettiğim bilgileri sizlerle paylaşa cam. CANLI 1 Aralık 2008 tarihinde Vatani Görevini tamamlayıp memleketi olan Mersine gelmiş. Daha önce de olduğu gibi askerlikten sonrada ailesine "bana karışmayın ben kendi yolumu kendim çiz ecem benim her ne kadar sizlerin yardımına ihtiyacım varsa da sizlerden yardım almadan ayakta durabileceğimi ve merdivenleri çıkabileceğimi dünyaya göstere cem" demiş. Peki, bunları deme ihtiyacını neden duymuş CANLI? İşte bu konunun üzerine gittim ve araştırdım. Ve ortaya çıkan manzarada CANLI nın gerçektende Mersinde sayılı varlıklı ailelerinden olduğunu anladım. Ve bu ailenin bir takım maddi tasalardan uzak olduğu kanaatine vardım. Ve gene CANLI askerden döndüğünde kendi anlatımıyla "cebimde 6 tane vesikalık fotoğraf çektirecek param yoktu." İşte parasının olmaması ve Avukat olmasına rağmen ailesinden yardım almayışı işte bu gerçek bir hikâye... CANLI ya tüm bunlara rağmen değişik Partilerden bir takım görevler üstlenmesi konusunda çağrılarda bulunulmuş ama bunlara rağmen CANLI o Partilere ne evet ne de hayır diyebilmişti. Neden peki neden CANLI ya değişik Partilerden çağrılarda bulunulmuştu. CANLI Mersinin yerlisi ve kendi çevresinde sevilip sayılan birisiydi. CANLI samimiydi, açık yürekliydi. Ben bu özellikleri onda hissettim ve gördüm. Duyususadım. Demokrat Partiden de öncesinde iki kere kendisiyle konuşmak ve adaylığı konusunda karar almak konusunda bir takım resmi olmayan ilişkiler kurulmuştu. Fakat bunlara rağmen CANLI nın çevresi ona siyasete girmesinin erken olduğunu ve siyasete girecekse de güçlü bir partiden girmesinin daha anlamlı ve manalı olacağını söylemişlerdi. Oysa CANLI erken olduğu konusunda aynı düşüncedeyken güçlünün yanında değil de zayıfın yanında olmayı tercih edecek birisiydi. Seçimde adayların belirlenmesine iki gün kala CANLI Demokrat Partinin ileri gelenleri tarafından telefonla arandı ve gelmesi istendi. CANLI ya Partililer sen bu Ülkeyi sevdiği söylüyorsun o zaman taşın altına elini koyacaksın artık adayımız sensin dediler. CANLI Çamişerif Mahallesi doğumlu idi. Babasının annesi Hebilli Köyünden olup Girit Göçmenlerindendi. Ve gene Babasının babası ise Çer kezdi. Mersin Merkez hep akrabalarının bulunduğu yerdi. Cami şerif, Mesudiye, Yeni mahalle, Bahçe mahallesi, Mahmudiye mahallesi... Hep akrabalarının bulunduğu yerlerdi. Fakat ona ya Yenişehir Belediyesinden ya da Toroslar Belediyesinden aday olabileceğini Parti Yetkilileri dile getirmişti. CANLI nın kendisi ise bunları değerlendirdi ve Tüm akrabası ve sülalesi ki sülalesinin ayrılmaz parçası haline gelmiş Kürtler ve Araplarda Mersinin Akdeniz bölgesinde yaşamaktayken Toroslar adayı olmayı Köyleri çok sevmesine bağlayarak kabullendi. Evet, CANLI Köyleri ve Köylüleri çok sevmekteydi. Ve Toroslar Kentleşmeyi sağlayamamış bir bölgeydi. Oraya CANLI ve MODERN bir görünüm getirmek istemişti. Ne var ki ne kendisinde para ne de Adayı olduğu Partide Güç vardı. Buna rağmen aday olmayı kabul eden CANLI peki neden aday olmuştu. Bu sorunun belki de gerçek cevaplarını hiç bir zaman öğrenemiyecez. Ama görünen durumda CANLI az sayıda bastırdığı broşür ile Toroslara girdi. Kahve kahve Köy Köy Pazar Pazar her yeri kendisi yanına aldığı iki dostuyla gezdi. Herkese kendini anlatmaya ve tanıtmaya çalıştı. Durmadı seçimin sonuna kadar gayretlerin ve çabaların en güzel örneklerini gösterdi. Babası bir gün kendisine neden neden Demokrat Partiden aday oldun diye sordu. Bir başka Partimi yoktu. Ak Partiden Aday adayı olurdun etrafta tanınırdın. Olmadı MHP den aday olurdun. Olmadı CHP den olurdun. Evet Burak CANLI DP den aday olmayı tercih etmişti. Çünkü DP güçlü değildi. DP köklü bir Partiydi ama o zamanlarda yaşanan olumsuzluklar nedeniyle nerdeyse kolunu kanadını yitirmişti. Ama DP de genç bir Genel Başkan vardı. Umut veren bir Başkan. Süleyman SOYLU nun yaşıda 39 idi. Beyaz Yola yürüyelim diye de bir slogan bulmuştu. Beyaz yol bizim yolumuz olsun demişti. CANLI ya hemen her kez yanlış Partiden yola çıktığı konusunda eleştirilerde bulundu. Kimi yerde CANLI " Türkler ve Müslümanlar hemen her yerde ağlıyor. Müslümanların kanı hiç yere akıtılıyor. Kapitalizim ve emyarlizmin artık bulunmadığı yer yok. Tüm bunlara dur demenin zamanı geldi. Ben sizlere Belediye başkanı olmaya gelmedim. Ben bir Cihanı sallamaya geldim. Gelin bir olalım birlikte yürüyelim daha güzel daha iyi bir dünya için" nın dediğini duyduklarını söyleyenler var. Eğer bu doğruysa halen memleketini yüreğinde hisseden Gençlerin bulunduğu bir Ülkede yaşıyoruz demektir. CANLI samimiydi CANLI Gençti CANLI inançlıydı. Fakat Toros arda yaşayan halk oy verirken diğer yerlerimizde yaşayan halklar gibi ırkını, dinini, Partisini ve diğer şahsi menfaatlerini ön plana çıkardı. CANLI ya bu at yorgun boşuna koşuyorsun dediler. CANLI onlara sen varsın sen yetersin dedi. Ama onlar maddi güce bölgede kimin daha çok para harcadığına baktılar. Bu yazımı yazmandaki amacıma gel ecem. Bu yazıyı yazdım çünkü KURALINA GÖRE OYNAMAK diye bir şey vardır. CANLI KURALINA GÖRE OYNAMADI. Şeçimlerde KURALLAR vardır. CANLI samimiydi ama bu yetersizdi. Asıl olan güçlü bir Partiden adaylıktır. OLMAZSA OLMAZLARDANDIR bu. Halk takım tutar gibi Partiye kitlenirler. İnsanlar Önüne geleni kabullenirler. Sonra önüne gelenden şikâyetleri hiç dinmez. Parti içi Demokrasiler ve bin türlü geyik muhabbetleri boşunadır. Çünkü GÜÇLÜ olan başı çeker. Düzen budur. Halka halktan birisini önüne getirirsen halk BANANE YA der. KENDİ BROŞÜRÜNÜ DAĞITAN bir aday istemez halk. Seçim Otobüsleri ve Seçim Büroları ister. Halk şov ister. Halk güç ister. Sayın Avukat Burak CANLI nın arkadaşları arasında yaptığı bir açıklamayı ben bizzat orda bulunarak şahit oldum. CANLI bir daha Toroslardan Belediye Başkanlığına aday olmayacakmış. Peki, neden gerçekte kendi seçim Bölgesi olmadığından mı yoksa Toroslar Halkına gücendiğinden miydi bu açıklama. Hayır, Toroslar Halkını hiç bir fark olmadan diğer bölgelerimizde yaşayan Halklar gibi seviyormuş. Toroslar halkına gücendiği de yokmuş. Peki, neden dedim içimden ki orada bulunan arkadaşlardan hemen birisi atıldı ve sordu. CANLI Belediye Başkanlığına bir daha aday olmayacakmış. İşte bu üzücü bir durum ve sadece Torosların değil Tüm bölgelerde yaşayan insanların şöyle bir durup düşünmesi gerekiyor. Siyasettin ta en başındayken CANLI siyasetten soğumuş. Ve bence artık halen öğrenmediyse CANLI KURALINA GÖRE OYNAMAYI yakında öğrenir. Hak ettiklerimiz bizi yöneten kişilerdir. O zaman bu kişilerden aman dilenmek merhamet beklemek boşuna. Şikâyete hiç gerek yok. Bu Siyasetçileri şu anki durumuna getiren halklardır. Yoksa Siyasetçiler Halkları bu duruma getirmemiştir. Sayın Halkım! Hiç gururlanmaya gerek yok. Bu günün Sayın Başkanları biz seçmedik! Bizim oylarımızla o Saygın koltuklarında oturmuyorlar! Onlar o koltuklar da oturuyorlar çünkü OYUNU KURALINA GÖRE OYNADILAR! Belki bir gün Avukat Burak CANLI da OYUNU KURALINA GÖRE OYNAYACAK o zamana kadar tüm CANLI gibiler selametle kalsın. OYUNU KURALINA GÖRE OYNAYAN VE AVUKAT BURAK CANLI YA OY VERMEMİŞ, AMA OYUNU KURALINA GÖRE OYNADIĞI ZAMAN OYUNU ONA VERMEKTEN BİR AN BİLE ÇEKİNMEYECEK AMA MERHAMET VE AMAN DİLEMEKTENDE HİÇ SIKILMAYAN VE OYUNU VERDİĞİ KİŞİLERDEN ŞİKÂYETÇİ OLAN DERYA KESKİNER.

Sayfa: 1
Yeni Sayfa 1
Yeni Sayfa 1

Nazmi Akdağ
GÖRÜŞ

AKP ülkeyi bölüyor  

Bedir Solmaz
KARANLIKTAN AYDINLIĞA

Eylül Vurgunu (2)  

Abidin Yağmur
DENEMELER

Hayırcılar neşeli, evetçiler gergin  

Necdet Canaran
ÇORAP SÖKÜĞÜ

Güle güle Amca...  

Erdal Akalın
AK-ŞAKA

Üniter Devletimizin Geleceği İçin HAYIR!..  

Özden Yolagiden
AYNA

Madencinin kara talihi  

Ahmet Akın
POLİTİK BAKIŞ

Döviz cinsinden olan avansların değerlenmesi  

Nedim İnce
HAYATA DAİR

Endüstriyel tarımsal üretim açlığa davetiye mi?  

Münevver Özgenç
Kadın ve Siyaset

Eylül bize kalsın…  

Fethi Karaduman
UFUK ÖTESİNİ GÖRMEK

Atatürk ve Cumhuriyet  
 
İmtiyaz Sahibi
Nazmi Akdağ

Kuruluş Tarihi : 10 Mayıs 2000
Genel Yayın Müdürü
Abidin YAĞMUR

Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Seyrani SOLUGAN
Camiişerif Mahallesi 5217 Sokak No: 24 (İleri İlköğretim Okulu arkası)
MERSİN
Tel:(0324) 238 41 41
mersinimece@mynet.com